Hayvansal Besinler

Hayvansal Besinler

Balık Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Balık

Bir Kanada atasözü "genç ve dinç kalmak için yüzen besinler yeyin" der. Damağının tadına düşkün, iyi beslenmeyi seven bazı kimseler ise, ülkemizde bu gerçeği, "Denizden babam çıksa yerim" sözüyle dile getirirler.

Üç yanı denizlerle çevrili Türkiye balık yönünden olduğu kadar balık çeşitleri yönünden de zengindir. Yazık ki, bu değerli ürün daha çok kıyı insanlarınca tüketilmektedir. İç Anadolu ve Doğu Anadoluda ırmaklar ve göller tatlı su balığıyla dolu olduğu halde bu bölgelerin insanları balık yeme alışkanlığını henüz edinemediler.

Balık Yemenin Yararları:
• Balıkta başta fosfor olmak üzere, iyot, demir ve kalsiyum gibi madensel tuzlar ve A, D ve B on iki vitaminleri bulunur. Bu özellikleriyle balık:
• Bedene güç ve enerji verir,
• Zihin yorgunluğunu giderir,
• Yapısındaki demir sayesinde kan yapar,
• Balıktaki kalsiyum kemiklerin büyümesini sağlar ve özellikle çocukluk çağlarında gelişmeyi kolaylaştırır,
• Çok gerekli madensel tuzlardan biri olan iyot, vitaminlerin ve diğer madensel tuzların özümlenmesini sağlar.

Erkeğin Cinsel Gücünü Arttırır, Kadını Güzelleştirir:
Balıkta bol miktarda fosfor bulunur. Fosfor erkeğin cinsel gücünü arttırır, Çin nüfusunun bir milyarı aşmasının nedenlerinden biri de Çinlilerin balığa düşkün olmalarıdır. Fosfor, öte yandan, kadın cildini de güzelleştirir. Fosforla beslenen kadın aşk elektriği yayar. Bilimsel incelemelere göre, kadının bedeninde erkeği çeken büyüleyen bir aşk ışığı yayılır. Pervane ateşin yöresinde nasıl dönerse erkek de bu ışığın cazibesine kapılır. Fen, kadın bedeninden yayılan aşk elektriğini ve ışığını inceleyip özel feir fotoğraf camına geçirmiş ve ona (N) ya da Charpantier ışığı adını vermiştir. Fosforla beslenen kadınlar daha çok aşk elektriği yayarlar. Balıkta bulunan D vitamini ayrıca kadına döl bereketi sağlar ve onun doğum gücünü arttınr.

Balık Gözün Cilasıdır:
Balık etinde bulunan A vitamini gözlere kuvvet verir. Çok balık yiyenler yaşlılıklarında bile görme rahatsızlığı çekmezler.

Nasıl Alacaksınız:
Tazesi çok yararlı olduğu halde, bayatı da hayatı tehdit edecek kadar tehlikelidir. Balık satın alırken şu hususlara dikkat edin:
1- Balığı güvendiğiniz balıkçıdan alın.
2- Gözlerine iyice bakın. Taze balığın gözleri canlı ve siyahtır.
3- Taze balığın göz bebekleri dışa doğru bombelidir. Bayat balığın ise gözbebekleri çökmüştür, gözleri mat ve donuktur.
4- Elinizi etine bastırın. Taze balığın eti sert, bayat balığın eti yumuşaktır.
5- Taze balığın derisi ka ygan bir jelatin sıvısıyla kaplıdır. Bayat balığın derisi kurudur. Solungaçları kiremit rengindedir..
7- Balığı koklayın. Kokusu ağır ise balık bayattır.
8- Buzluklarda bekletilmiş balıklar sizi yanıltabilir, onun da eti serttir. Bu takdirde yapacağınız şey balığın gözlerine bakmaktır. Gözleri donuk ve gözbebekleri çökükse bilin ki buzhanede bekletilmiştir.
9- Özellikle İstanbul'daki seyyar balıkçıların bazıları kovaya ya da leğene bayat balık koyup içine de bir iki canlı balık atıyorlar. Canlı balıklar suyu dalgalandırdıkça ötekiler de canlıymış gibi bir izlenim uyandırıyor. Bu oyuna gelmeyin.

Bütçenize Göre Değerlendirin:
Yukarda hangi balıklann hangi aylarda daha çok bulunduğu ve daha lezzetli olduğunu belirttik. Sofranızı hazırlarken verdiğimiz bilgileri bütçenize göre değerlendirin. Balık çok çıktığı zaman ucuz, az çıktığı zaman pahalıdır. Buna rağmen özellikle kalkan, barbunya, kırlangıç, pisi, dil, çupra, kılıç, yayın, alabalık gibi beyazetli, dip sularda yaşayan balıkların avlanması güç, miktarı da her zaman azdır. Bu yüzden beyaz etli balıklann fiyatından daha yüksektir.

Balık miktarını etkileyen tek faktör avlama güçlülüğü değildir. Başta kalkan olmak üzere bazı balıkların soyu denizlerimizde tükeniyor. Bu yüzden de her mevsimde soyu tükenmiş balıklar yüksek fiyatla satılıyor.

Et Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Et
Besin değeri yüksek bir gıda maddesidir. 100 gram ette 15 ila 20 gram protein bulunur. Etin içinde ayrıca fosfor, demir ye bakır gibi madensel tuzlar, A, D vitaminleri ve B vitamini bileşikleri vardır. Özellikle karaciğer demir ve bakır mineralleri, A ve D vitaminleri yönünden daha zengindir.
Et kan yapar ve kansızlığı önler. Bedeni canlı ve güçlü kılar. Zihinsel gelişmeyi sağlar. Şişmanlığı önler. Bu özellikleriyle et soframızın baş tacı olmuştur. Beslenmede etle ilgili şu özelliklerin de bilinmesi gerekir:

• Dana, piliç ve tavşan etinin, karaciğer ve beyinin sindirimi kolaydır. Bunlara hafif etler adı verilir.
• Koyun etine ve sığır etinin bazı parçalarına yarı hafif ya da yarı yağlı etler denir. Bunların sindirimi beyaz etin (hafif etin-yağsız etin) sindiriminden biraz daha zordur.
• Kaz ve ördek etine, koyunun ve sığırın yağlı kısımlarına ağır et ismi verilir. Adından da anlaşıldığı üzere bunların sindirimi daha zordur. En ağır et domuz etidir. Zengin gelişmiş ülkelerde hastalıkların pek çoğuna yağlı domuz eti neden oluyor.
• Et tüketiminde ölçüyü kaçırmamak gerekir. Gut, damar sertliği, kalp hastalıkları, sinir bozukluğu ve sindirim rahatsızlıklarının kaynağında aşın et tüketimi vardır.

Nasıl Et Alacaksınız?
Birçok yemeklerimize kattığımız, ya da tek başına tükettiğimiz, soframızın baş tacı olan eti satın alırken şu hususlara dikkat etmeliyiz:
Bereketli olduğu, yani pek çok yemeğe katılıp lezzet verdiği için aileler, özellikle dar gelirliler kıymaya rağbet ediyorlar.
1- Çok mecbur kalmadıkça hazır kıyma almayın. Halk sağlığını hiçe sayan bazı kurnaz satıcılar hazır kıymaların içine, kafa eti, yürek, akciğer, yağ gibi besin değeri az, üstelik kanda lipid ve kolestrol yapan sakatat katıyorlar. Marketlerden ya da tanzim satış mağazalarından kıyma değil parça et satın alın.
2- Kıymayı kasabınızdan alın ve gözünüzün önünde kıydırın.
3- Bazı etler uzun süre buzhanelerde dondurulmuş olarak bekletildikten sonra piyasaya sürülüyor ya da donmuş et olarak başka ülkelerden ithal ediliyor. Buzları çözülmüş bir etin yeniden buzlukta saklanması, içinde bakterilerin, zararlı mikropların çoğalmasını kolaylaştırır. Bir eti satın almadan önce dondurulmuş et olup olmadığını öğrenmenizde büyük yarar vardır.
4- Bir etin önceden dondurulmuş olup olmadığını şöyle anlayabilirsiniz: Tabağa koyun ve bekletin. Fazla kan bırakıyorsa bu et önceden dondurulmuş demektir.
5- Kasaptan kıymanızı günlük ihtiyacınıza yetecek kadar alın. Kıymayı buzlukta donmuş olarak fazla bekletmeyin. Donmuş kıymanın içinde bakteriler daha kolaylıkla ürer.

Eti Nasıl Koruyacaksınız?
l - Buzdolabında kıymayı donmuş olarak iki ya da üç günden fazla bekletmeyin.
2- Bu donmuş kıymanın eğer hepsini değil de ancak bir kısmını yemekte kullanacaksanız tamamını çıkarıp buzunu çözmeyin. Bir bıçakla kullanacağınız kadar olanı keserek alın. Kalan kısmı yine donmuş olarak buzluğunuza koyun. Zira, yukarda da söylediğimiz gibi, donmuş eti çözüp yeniden dondurursanız içinde bakteriler ve zararlı mikroplar daha kolaylıkla ürer.
3- Parça eti, hele de dana İse buzluğunuzda dört beş gün saklıya bilirsiniz.
4- Et bozulmaya başlarken rengi karaya çalar, kokusu ağırlaşır ve elinizde tuttuğunuz zaman yapışkan bir sıvı çıkarır..Balık ve yumurta zehirlenmeleri kadar, et zehirlenmeleri de çok tehlikelidir. Bozuk olduğundan kuşkulandığınız bir eti, ağır kokusunu gidermek için, içine karabiber v.s. baharatlar katarak kavurup yemeklere katmaya kalkmayın, "Çok tamah çok ziyan getirir" sözü kulağınıza küpe olsun,
5- Yaşınız kırkı geçmişse pastırma, sucuk, kavurma, salam, sosis gibi et mamullerini çok az tüketin. Piyasada yapılan denetimler bu gibi mamullerde daha lazla bakteri bulunduğunu gösteriyor.
6- Tüketmeyeceğiniz, arta kalan kıymayı kimyonla yoğurup bekletin. Kimyon mikroplan kırar.

Eti Nasıl Yiyeceksiniz?
Et tüketiminde aşağıdaki hususlara dikkat edin:

l- Ette daha çok B vitamini ve bileşikleri bulunur. B ve B1 vitamini sıcağa karşı duyarlıdır. Ayrıca daha çok karaciğerde bulunan A ve D vitaminleri yalnız sıcağa karşı değil, yağa karşı da duyarlıdır. Bu son iki vitamin yağ içinde besin değerlerinden bir kısmını yitirirler. O halde, eti kızartırken ya da ızgara yaparken, yağda ve ateşte fazla tutmayın. Özellikle karaciğeri ızgara olarak hazırlayın.
2- Eti közlerken ateşte fazla tutmanın bir başka tehlikesi daha vardır. Izgara denen alette fazla durdurulan et "hidrokarbür plisiklik" adı verilen, kanser yapan bir asit çıkarır. Ayrıca her seferinde ızgaranızı temizlemeyi ve üzerindeki artıkları kazımayı ihmal etmeyin. Kısacası, fazla kızartılmış, ateşte fazla bekletilmiş et hem besin değerini, hem de lezzetini yitirir. Sertleşir, sindirimi güçleşir. Atalarımız bu gerçeği "et kanlıca, yiğit canlıca" sözüyle dile getirirler.
3- Köftenin yumuşak olmasını istiyorsanız, kıymayı yoğururken içine ya bir yumurta sarısı katın ya da bir diş sarımsak doğrayın. Köfteyi sert seviyorsanız kıymanıza bir parça kaşarpeyniri rendeleyin.
4- İşkembe çorbası yalnız ülkemize özgü bir yemektir. İçinde bulunan yağlar kolest-rol yaparak kalp ve damar hastalıklarına neden olur. Ayrıca bu yağların hiç bir besin değeri de yoktur. Sağlığınıza düşkünseniz, dana işkembesini tercih edin ve üstünde bulunan yağları tümüyle kazıyıp çöp sepetine atın. Çorbanız belki biraz lezzetsiz olur ama sağlığınızdan kazanırsınız.
Yaşlı kimseler sakatata ve pastırma, sucuk, salam, sosis gibi etten yapılmış ürünlere karşı dikkatli olmalıdır. Sağlık denetimlerinin pek çoğu etten yapılmış yukardaki ürünlerin içinde zararlı bakterilerin bulunduğunu ortaya koymuştur.

İlikli Kemik
Ülkemizde İlikli kemikden, daha çok, çorba yapımında yararlanılır. Ayrıca etle yapılan yemeklerin lezzetini artırmak için de bu yemeklere kemik suyu katılır.. Ne var ki, ev kadınlarımızın ya da aşçılarımızın pek çoğu iliğin kemikten çıkıp suya karışmasına aldırış etmezler. Oysa, İlikler kemiğin içinde kalıp sonradan çıkarılarak yemeğe konursa o yemeğin lezzeti daha çok artar. Bunu nasıl gerçekleştireceksiniz? Yapabileceğiniz çeşitli şeyler var:

1- Havucu yuvarlak biçimde kesip kemiğin açık olan kısmına tıpa gibi yerleştirin.
2- Kemiği gözenekli ince bir beze sararak tencereye koyun.
3- Kemiği tencereye su kaynamaya başlar başlamaz değil, daha sonra koyun. Böylece iliğin eriyip suya karışmasını önlemiş olursunuz.